Dokuz sayısı
Türklerde kutsal sayılan sayılardan birisi de dokuz sayısıdır. Bu
sayıya geleneksel kültürümüzün her aşamasında rastlamak mümkündür.
Altay Yaradılış destanına göre Tanrı yerden "dokuz dallı" bir ağaç
bitirerek her dalın altında bir insan yaratmıştır. Bunlar dokuz insan cinsinin
ataları olmuştur. Bu dokuz insana "Dokuz Dedeler" denmektedir. Bu durum
destanda:
Tanrı yine buyurdu:-Bitsin, dokuz dalı da!
Dallar çıktı hemence, dokuzlu budağı da.
Kimse bilmez Tanrı 'nın düşüncesi ne idi
Soylar türesin diye şöylece emir verdi.
Dokuz kişi kılınsın, dokuz dalın kökünden
Dokuz oymak türesin; dokuz kişi özünden!
biçiminde görülmektedir.
Aşıklarımızın dilinde:
Sekizimiz odun çeker
Dokuzumuz ateş yakar
Kaz kaldırmış başın bakar
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz
biçiminde örneklerine az da olsa rastlanan dokuz sayısı kültür tarihimizde
oldukça önemli yer tutmaktadır.
Türk hakanlarının hakimiyet alameti davul ve tuğlar dokuz tanedir.
1 Bahattin Öğel, Türk Mitolojisi, Ankara, s.453
644 Altay Türkleri'nde Samanların
omuzlarında dokuz ok ve yay
sembolü bulunmaktadır.
Mamas destanında sık sık rastladığımız dokuz sayısı Dede Korkut'ta
da "Doğduğunda dokuz erkek deve kestiğim oğul'V'dokuz bazlam ile bir
külah yoğurt" "Dokuz çoban" gibi ifadelerle görülmektedir,
Hak takviminde "mart dokuzu" deyimi olarak görülen dokuz sayısı
atasözleri ve deyimlerimizde de sıkça kullanılmıştır. Bunlardan bazıları:
• Dokuz at kazığa bağlanmaz.
• Dokuz ölç bir biç
• Donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer.
• Güzellik ondur, dokuzu dondur.
• Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
• Boğaz dokuz boğumdur.
• Dokuz ay karnında taşımak.
• Aça dokuz yorgan örtmüşler yine uyuyamamış.
• Dokuz doğurmak
gibi söyleşilerdir.
Oniki Sayısı
Oniki sayısı halkımızca kutsal sayılan sayılar arasındadır. Bu sayı
özellikle Alevi ve Bektaşiler tarafından kutsal bir sayı olarak bilinmektedir.
12 sayısı oniki din büyüğünün adı için Oniki İmam deyimi olarak
kullanılmaktadır. Birincisi Hz. Ali olan oniki imamlar sıra ile şunladır.
1) Hz. Ali
2) Hz. Hasan
3) Hz. Hüseyin
4) Muhammed Bakır
5) Zeynel Abidin
6) Câfer-i Sadık
7) Musa-i Kâzım
Ali Rızâ
9) Muhammed Taki 10) Ali Naki
11) Hasan Askeri
12) Mahdi
Edebiyatımızda sayısı âşıkların dilinde ve telinde en çok dile
getirilen sayıdır. Bunlardan bazıları:
645
Oniki İmam 'a niyaz eylerim Hasan
Askeri 'ya hâlim söylerim Muhammed
Mehdi 'ye tamam eylerim Cümle
günahıma imamlar medet
(Derviş Mehmet)
Oniki İmam 'm demin görmüş
Safine-i Nuh 'a biz de binmişiz
Muhammed ali 'ye ikrar vermişiz
Güruh-i Nâciyiz dönmeyiz geri
(Hayriye)
Gelin vaz, geçelim biz bu gümandan
Sakın çıkarmasın dinden imandan
Şefaat umarız Oniki imam 'dan
Onların atası ali değil mi
(Kul Ahmet)
Böyle bulunmuş tadın her helvacılar
Oniki İmam 'dan okur nâciler
Felekler semanın döner bacılar
Nefsin başını biç üryan ol da gel
(Seyrani)
Kul Veli 'yim niyaz ederim Hakk'ın
buyurduğu yola giderim Dinim
hak'tır Hak kelâmı söylerim Oniki
İmamlara ereyim deyu
(Veli)
Demoğlu görmüş idi düşünü Eğildi
secdeye koydu başını Ali 'ye pay
çıkardılar döşünü Oniki İmamların
kurbanıyım ben
(Dedemoğlu)
Pir Sultan Abdal coşkuna
Gel otur gönül köşküne
Oniki İmam aşkına Ben bu
seri vere geldim
(Pir Sultan Abdal)
646
Hû diyelim gerçeklerin demine
Gerçeklerin demi nurdan sayılır
Oniki İmam katarına uyanlar
Muhammed Ali'ye yardan sayılır.
(Hatayı)
biçiminde söyleşilerdir.
Kırık Sayısı
Türkler tarafından, ilk çağlardan bu yana kırk sayısının kutsallığın
inanılmaktadır. İslâmiyet'te Kur'an'dan bu yana önemli bir yer tuttuğu
görülmektedir. Örneğin, kırk erbain Kur'an'da 48 kez geçmektedir.
Alevi ve Bektaşilerde Hz.Ali'nin başkanlık ettiği kırk kişinin
meclisine "Kırklar Meclisi" denmektedir.
Bu sayı geleneksel kültürümüzde de değişik biçimlerde
görülmektedir. Bunlardan bazılarını şu şekilde belirlemek mümkündür.
• Doğumdan sonra kırk gün içinde bulunan anne ve bebeğe "kırk"
denir. Kırk çıkması, anne ve bebek için önemli bir olay olarak
bilinmektedir.
• İnanışa göre, çocuk ayaklarını basmazsa ve gelişmezse buna "kırk
bastı" denir.
• Kırklı çocuğun elbise ve bezlerinin suyunun dışarı atılamayacağına
inanılır.
Oğuz Kağan ve Saltuk Buğra han Destanlarında, kırk sayısına sıkça
rastlanır. Oğuz, kırk günde yürür.
Manas Destanında kırk sayısı 127 yerde kırk yiğit, kırk savaşçı, kırk
gelin, kırk güzel, kırk kulaç vb. biçimlerde görülmektedir.
Dede Korkut'ta kırk yiğit, kırk namert, kırk er, kırk otağ, kırk gün
kırk gece gibi ifadelerle yüz yerde karşımıza çıkmaktadır.
Kırk yiğit motifinde olduğu gibi, kırk kız motifi de bütün Türk destan
ve masallarında çok geçer. Bey ve beyin oğlunun kırk yiğidi bulunduğu gibi
hanımların da kırk kızı bulunur.
Anadolu'da yer isimlerinde de Kırkağaç, Kırklareli, Kırkpınar,
Kırktepe, Kırkkuyu, Kırkkavak gibi rastlanmaktadır.
Aşıklarımızın dilinde ve telinde ise kırk sayısı:
Kıklar arzleyledi Elmalı şehri
Boğazhisarında ol böldü nehiri
Bol yerde küffara eyledi kahrı
Ol dem kılıç pirim eline
(Geda Muslu)
MP
647
Sersem Ali vardı pire dayandı
Çırağımız kırk budaktan uyandı
Mürşid olan her bir renge bayandı
Hünkâr hacı Bektai pirim hû deyu
(Sersem Ali)
Payım gelir erenlerin payından
Muhammed neslinden ali soyundan
Kırıkların ezdiği engür suyundan Bir
sen iç sevdiğim bir de bana ver (Kul
Hüseyin)
Pir Sultan'ım eydür dünya fanidir.
Kırkların sohbeti aşk mekânıdır.
Vücudun şehrinde Hakk'ı görürsün
Seyrani bu şehre seyran ol da gel
(Seyrani)
biçiminde ifadelerle dile gelmektedir.
Bunların dışında halkımız tarafından kutsallığına inanılan sayılar da
bulunmaktadır.
İnsan vücudunda 366 kemik bulunduğundan 366 sayısı kutsal sayılar
arasında gösterilmektedir.
Yetmiş iki milleti işaret ettiği için 72
Ondört mâsum-ı pak için 14 sayısı, Allah'ın adlarını ve doksan
dokuz Nebi'yi işaret ettiği için 99 sayısı da kutsal sayılar arasında
gösterilmektedir.
KAYNAKÇA
1. Saadettin Nüzhet Ergun, Bektaşi Şairleri, İstanbul, 1930.
2. Afet İnan, Türk destan ve Masallarında Kırklar Motifi, Türk Dili, Şubat
1958
3. H.Avni Yüksel, Türk Folklorunda Sayılar, Erciyes, Yıl 3, s. 29-31
4. Prof.Dr. Orhan Acıpaymıh, Türkiye'de Doğumla İlgili Adet ve
İnanmaların Etnolojik Etüdü, Erzurum, 1961
5. Bahattin Ögel, Türk Mitolojisi.
6. Turgut Koca, Bektaşi Nefesleri ve Şairleri, İstanbul, 1990
7. Halit Özdemir, Ardanuç ve Çevresindeki Kırk Basması ve Kırkla İlgili
İnanışlar, Türk Folkloru, İstanbul, 1975, s.72
8. Ziya Gökalp, Türk Töresi, İstanbul, 1963
9. Nihat Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, s.2
10. Tuncer Gülensoy, Türklerde Dokuz sayısı, Erciyes, s.27